arama

Çarşamba, Ocak 15, 2014

Deli Bal kapak görseli, bir soru ve bir cevap



Pelin Buzluk'un Deli Bal isimli kitabının Varlık Yayınları'ndan çıkan 2010 tarihli ilk baskısının yukarıda görülen, çok beğendiğim kapağındaki görüntü aşağıdaki twitte görülen fotoğraftanmış. Ben kapak görselini, bir resimden alınmış bir parça sanıyordum. Daha önce merak etmemiş, bakmamış olmam şaşırtıcı.



Soru: Peki bunu neden twitterda paylaşmadım?
Cevap: Çünkü aradaki cümleleri ve iki görseli bir twitte sıkıştırmanın yolunu bulamadım. 

Cumartesi, Ocak 11, 2014

Muhtar

Bir ay kadar önce adrese dayalı nüfus zımbırtısını yapmak için şu anda bulunduğum mahallenin muhtarlığına gittim. İşlerim epey kolay ve pürüzsüz bir şekilde sonuçlandı. Yaklaşmakta olan seçim döneminin de bu durumda bir etkisi olduğunu düşünmekteydim. Geçen gün işlemi sonlandırmak için tekrar gittiğimde de çok hızlı ve kolay bir süreç yaşandı. Sonrasında da tahminimi doğrulayacak şekilde muhtar, seçim broşürünü almamı ve arkadaşlarıma götürmemi rica etti. Mekandan çıkarken de seçim beklentisini şu cümle ile dile getirdi:

Şöyle güçlü bir destekle gelirsek güzel olacak.

Mahalle denilen organizasyona tam olarak dahil edilebileceğimi sanmıyorum. Kendisine de ilettiğim şekilde, şu ana kadar bir sorun yaşamadığım için hali hazırda tanıdığım tek adayı değerlendirme olasılığım zaten çok yüksek. Fikrimi değiştirebilecek şey, seçime kadar adaylar hakkında olumlu, olumsuz bilgi alma ihtimalim. Ama bu da az önce belirttiğim entegrasyon mevzusundan pek mümkün değil. 
Yine de muhtarın sarf ettiği bu cümle beni etkiledi. Bir muhtarın güçlü bir destekle ya da tek oy farkla seçilmesi sonrasındaki dönemde ne tür bir fark yaratıyor olabilir ki? Bir siyasi bağlılığı da söz konusu olamayan seçilmiş kişinin arkasındaki destek, kime karşı onu güçlü duruma getirir?

Çarşamba, Aralık 04, 2013

Ankara metro

(kaynak: http://www.railway-technology.com/)
Bilmeyenler için tarif etmek gerekirse Ankara'nın şehir içi hafif raylı sistem taşıma ağının bir parçası olan Ankara Metrosu'nun vagonlarında pencere boyunca sıralanmış sarı ve beyaz renkli oturma yerleri vardır. Bu oturakların beyaz olanlarının üstlerinde,

BEYAZ KOLTUKLAR GAZİ, YAŞLI, 
ENGELLİ VE HAMİLE YOLCULARIMIZ 
İÇİN AYRILMIŞTIR

şeklinde bir uyarı asılıdır. Bahsettiğim bu beyaz yerler toplam oturma olanağının kabaca %40'ına denk gelmekte ancak 300 küsur kişi taşıma kapasitesi olan araçların oturma kapasiteleri 60 civarında. Yani yoğun durumunda büyük ölçüde ayakta yolcu taşınan bir araçtan bahsediyoruz.

Bu uzun girizgâhdan sonra derdimi anlatabilirim nihayet.

Geçen gün, bu bahsettiğim metro araçlarından birine ilk durağında bindim. Peronda yeni durmuş araca binen ilk yolculardan biri olarak vagonun ortalarında bir yere oturdum. Sonra başka yolcular da geldi. Bir iki kişi sarı yerlere oturduktan sonra, insanlar yan yana oturmamak için beyaz boşluklara da yerleşmeye başladılar. Nihayet vagondaki tüm insanlar yerleştikten sonra, araç hareket ederken boş kalan tek oturak sarı renkliydi.

Buna benzer durumlara sıkça denk geliyorum ve insanların kurallara riayet etmemekte gösterdikleri bu ısrarı anlamlandıramıyorum. Kimse onlardan boş kalacak bir yere oturmamalarını da istemiyor. Sadece belirli insanların kullanması için önceliklendirilmiş bir yeri oturma sırasında sona bırakılması ve bunun doğal bir sonucu olarak, yerin sahibi geldiğinde kimin kalkacağının belli olması isteniyor. Tek istenilen çok olası bir durum gerçekleştiğinde kargaşa olmadan, son derece mekanik bir şekilde bu duruma cevap verebilmek. Bu bakımdan sarı oturma yerleri dolmadan, beyaz yerlere oturan insanları sanırım hiç bir zaman anlayamayacağım.

P.S. Bir hafta kadar öncesinden kalma bir yazı ama son halinin verilmesi, 3 Aralık'ın ertesi güne denk geldi. Güzel oldu.kedi

Cumartesi, Kasım 23, 2013

23.11.2013

Blogger'ın iddiasına göre bu blogun görüntülenme sayısında son iki, üç günde anlamlı bir artış yaşanmış. Bu artışa gerçek kullanıcıların neden olduğunu düşünmüyorum açıkçası ama yine de teşekkür yerine de geçecek bir yazı ile blogda yaşam belirtisi yaratmak istedim. Daha önceki uzun araların da bazılarını bitirmek için tercih ettiğim şekilde bir güncelleme ile ses vereyim tekrar:

-Bisiklet aldım. Umduğum kadar sık olmasa da sürüyorum. Kendisi ile mutluyum.
-Bir süredir evsizim. Galiba duruma alışmaya da başladım. Bu, benim gibi biri söz konusu olduğunda korkutucu olabilecek bir durum.
-Ankara'da yaşamaktan duyduğum rahatsılık her geçen gün daha artıyor. Özellikle herhangi bir yere ulaşmak zorunda olduğumda kötü oluyorum (Bu konuyu da içeren bir yazı yazacağım yakında). Kışın yaklaşması ile bu rahatsızlığımın çarpanı da artacak. Umarım önümüzdeki martta sonsuzla çarpılması gibi bir durum söz konusu olmaz.
-Tekrar düzenli bir şekilde podcast dinlemeye başladım. Yine BBC ağırlıklı bir listem var. Özellikle "Hardtalk"lara bakıyorum.
-Ben yokken maalesef Google Reader kapandı. RSS feed kullanmaya devam eden hemen herkes gibi ben de yerine feedly kullanıyorum. Memnun değilim.
-Kendimi tam anlamıyla sosyal bir canlı olarak görmem. Sosyalleşmekten sıkıldığım zamanlar az değildir. Ama buna nispet yaparcasına internet ortamında pek çok "social network"e üyeyim ve bu sayfalarda anlamlı bir miktarda zaman geçiriyorum. Hali hazırda kullandığım bu kalabalığa şu sıralar goodreads de dahil oldu. Görece yoğun bir şekilde kullanıyorum.
-Okuma eylemi ile ilgili internet sayfalarında geçirdiğim zaman artmış olsa da okumak için ayırdığım zaman iki ay öncesine oranla dramatik bir düşüş sergiledi. Tabi ki bir daha hiç o kadar boş olmayacağım ama zamanla toparlayacağımı düşünüyorum.

Şimdilik güncelleme bu. Aralık ayı içinde, bu yazıda bahsettiğim dahil dört yazı daha yazarım gibi hissediyorum. Ama belirttiğim üzere şu anda sadece hissiyat seviyesinde bir durum bu.kedi

Pazar, Nisan 07, 2013

Dün barda

Saat bire çeyrek var. Tezgahın bu tarafında iki kişiyiz. Barmen ile birlikte mekanda toplam üç kişiyiz ama o şimdi sigara içmeye çıktı. Tezgahın üzerinde üçüncü (barmenler alkol tüketse de bunu açık açık yapmazlar) bir kadeh var. Kimin olduğunu bilmiyorum. Konuşmadan oturuyoruz. Tek ses, ortamda çalan müzik. Son yarım saatte duyduğum son hitap, ne içeceğimi soruyordu. Sessiz, sakin içiyoruz içkilerimizi. Hepimizin sessizlik için ayrı bir sebebi olduğunu tahmin ediyorum. Mesela ben arkadaşımı bekliyorum. Hoş, benim dışımdaki herkes aynı kişiyi bekliyor olabilir. Acaba müzik de mi olmasa?
-
Müzik değişti. Şimdi tezgahın herhangi bir tarafında oturmayan bir amca da var mekanda. Kendisi, televizyon ekranına ilgi ile bakıyor. NR1 kanalı açık. Çalan müzik ile ekrandaki görüntüleri uydurmaya çalıştığını düşünüyorum. Senkronu kaymasın diye, müziğin değiştirilmesini talep etmiyorum.
-
Bir çocuk daha geldi şimdi. Amca telefon ile konuşuyor, televizyona olan ilgisi biraz azalmış gibi. Ben de sandalyemde dönüyorum. Müziğin değiştirilmesi isteğimi hâlâ aktarmadım.
-
Şu anda içeride iki kişiyiz. Tezgahta ben, masasında amca. Telefonu kapattığından beri televizyona karşı olan ilgisini tekrar kazandı. İkimiz de, barmen sigaraya çıkmadan, içkilerimizin aynılarından birer tane daha istedik. Bu taleplerinin sorgulanması ve aktarılması dışında da konuşmalar oldu. Keşke mekanı sadece televizyonda şu anda dönen erotik hat reklamının sesi doldursa. Amca bu  hatlara 850 lira kaybetmiş. Telefon açıkken uyuya kaldığını tahmin ediyor. Barmen dönünce, müziği değiştirmesini isteyeceğim.
-
Başka bir grup amca daha geldi. Ben kalkarken, erotik hat ablası hâlâ reklamda konuşuyordu.kedi