arama

Pazar, Mayıs 25, 2008

Helldorado, Milli Takım, Ülker ve A Drinking Song


Az önce, eski güzel gösterimiz Eurovision'un bu seneki ayağını izlerlerken, oylama bitiminden sonra verilen reklam arasında kafamı bilgisayarıma eğmişken kulağıma gelen A Drinking Song melodisiyle kafamı kaldırıp televizyona baktım. Dalgalanan Türk bayrakları, statta zıplayan ay yıldız bezeli taraftarlar ve hep birlikte sallanan bir Türk Milli Takımı kadrosu görünce içim bir garip oldu. Helldorado ve Türkiye'nin özel ilişkisine daha önce bu sayfada dikkatinizi çekmek istemiştim. Ama bu eğlenceli İskandinavları ve şarkılarını -Türkçe sözler yazılmış halde olsa da- Milli Takım reklamında kullanacak kadar benimsemiş olabileceğimizi düşünmemiştim.
Reklamı gerek pek sevmediğim EURO 2008 aday kadromuz gerekse, özellikle baslarda baya uyumsuz gelen Türkçe sözler yüzünden pek beğenmedim. Ama Ülker'in ilk Milli Takım reklamından sonra -bu sefer özgün olmasa da- güzel müzikli reklamlar çekmesi taktire değer görülebilir. Öte yandan bu reklam bende Turkcell'in son maç doneminde yaptığı Yasar'in Cat Stevens'in Lady D'Arbanville şarkısı üzerine yazılan sözleri seslendirdiği o kötü reklamının bende çok derin izler bırakmış olduğunu hatırlattı.
Not1: Eurovision'da yine ilk ondaki ortalama yerimizi aldık: 7.yiz.
Not2: Youtube ne alemde, hala kapalı mı, bu video ne zamanlarda izlenir bilemiyorum ama yine de elbet yılın bazı günleri de açık olacak bu site. Ondan vidoyu koymam çok yersiz olmamıştır umarım.

Çarşamba, Mayıs 21, 2008

New York, I Love You

Bu sene içinde Amerika'da gösterime girecek ve 12 tane yönetmenin 5er dakikalık kısa filmlerinin toplamı olacak film New York şehri arka planında aşkı irdeleyecekmiş. 2006 tarihli "Paris, je t'aime" filminin New York uyarlaması gibi olacakmış desek, herhalde iki filimi de izlememiş olamamıza rağmen, haddimizden buyuk laf etmiş sayılmayız. Bu tur filmlerde sık rastlandığı üzere "bir biz yokmuşuz" detirtecek cinsten uzun ve kaliteli bir oyuncu kadrosu var filmin. Son günlerin yıldızı parlayan ismi Shia LaBeouf'dan tutun, Star Wars'un Anakin'i Hayden Christensen'e, Natalie Portman'dan, Orlando Bloom'a, Ethan Hawke'tan Uğur Yücel'e ve daha pek çok isime uzanan kadroyu incelemek ilginizi çekebilir. Yönetmen koltuklarında da tanıdık ve ilginç isimler var. Son günlerde şarkıcı olarak da kendini kanıtlayan Scarlett Johansson bunlardan en şaşırtıcısı geldi bana. Başka bir şaşırtıcı isim ise oyuncu listesinde de buluna Natalie Portman. Son tanıdık ismimiz ise Fatih Akin.
Filmi izleyip izlemeyeceğimi bilmiyorum ama az önce nereden geldiğimi bilmediğim veya anlatarak zaman kaybetmek istemediğim bir şekilde filmin imdb sayfasına denk geldim ve paylaşmak istedim. Son olarak da bir dip not düşmek isterim ki filmlerin yönetmenlerinden sadece 5i Amerika doğumlu ve bunlar arasından sadece Scarlett Johansson New Yorklu.

Perşembe, Mayıs 08, 2008

7 Mayıs 2008, Redd Ankara Konseri

Kendimi genel olarak şanssız bir birey olarak nitelerim hep. Ama talih bazen beni haksiz çıkarmak adına iş yaparmış gibi de görünebiliyor. Tabi bu islerin sonucu dünkü gibi daha büyük bir hayal kırıklığına da dönüşebiliyor.
Dün yani 7 Mayıs 2008 tarihinde Ankara'da Dip Sahne adlı bir mekanda, bir kaç aydır Ankara gelmelerini beklediğim Redd adlı güzide müzik grubunun konseri vardı. Dün aynı zamanda tarihe, 22. Uluslararası ODTÜ Bahar Şenlikleri'nin de başlangıç günü olarak not düşüldü. Bu iki olayı bağlayan şey ise benim bundan bir iki gün önce sarf ettiğim bir söz; şöyle buyurdum, "Hasuş keşke Bahar Şenliği'nin ilk akşamı Ankara'da Redd konseri olsa da ona gitsek".
Tabi bunu söyleyen bünye böyle bir olasılıktan kesinlikle haberdar değildi. Konserin varlığını başlama saatinden 30 dakika önce gelen bir kısa mesajla öğrenen şahıs, içinde bulunduğu (bir önceki gecenin etkilerini taşıyan) kotu fiziksel durumdan ve üzerinde kafa patlatmaktan öteye geçemedikleri tasarım projesinin varlığından ötürü bu bilgiyi ancak "sağlık olsun" diyerek değerlendirebildi.
Bu noktada sorarım sana değerli okur, burada suçlu olan biri var mı?

Salı, Nisan 29, 2008

Persepolis, cnbc-e 'de

14 Mayis çarşamba akşamı saat 22:15'de cnbc-e'de Dünya Sineması Kuşağında izleyici ile buluşacak Persepolis adlı filmi izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Iran kökenli bir Fransiz çizgi roman sanatçısı olan Marjane Satrapi'nin ayni adli eserinin sinema uyarlaması olan film, yazarın kendi hayatini örneğinden bir toplumun ve içindeki bir bireyin çalkantılı dönemlerine bakisi niteliğinde. Film 2007 Cannes Film Festivali'nde jüri özel ödülüne layık görüldü ve 2008 Oscar Ödülleri'nde en iyi animasyon film dalında yarıştı.


Ben Persepolis'i izledikten sonra bu filmin Türkiye'de festivaller ve sınırlı gösterimler dışında, sinemalarda geniş çapta gösterime girip girmeyeceğini merak ettim. Sonra bir marketin raflarında DVD'sine rastlayınca filmin sinema için şansını kaybettiğini üzülerek gördüm.
Filmin televizyon kanallarında yayınlanmasına da pek ihtimal vermiyordum. Iran devrimi'ni bir kız çocuğunun ve sonrasında hayata olan etkilerini genç bir kızın ağzından anlatan eseri Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu cok iyi sergilediği ve bunun gösterilmesinin toplum tarafından kaldırılamayacağını düşündüğüm için değildi ümitsizliğim. Bana göre gösterdikleri değerli ve önemli de olsa bir sinema eserini bir imge olarak alıp, bunun etrafında Türkiye'nin başına gelecekler konusunda anlamsız sözler sarf edecek ciddi bir kitle olduğu için bu toplum bu filmin geniş kitleler tarafından seyredilmesini kaldıramazdı.
Düşüncemi ne kadar anlaşılır bir bicimde ortaya koydum bilemiyorum ama Persepolis 14 Mayıs 2008, çarşamba akşamı cnbc-e kanalında gösterilecek. Sonuçta filmin bir ulusal kanalın (atv, star, kanal d, show, vb.) prime time'i kadar izleyicisi olmayan bir kanalda gösterilecek olması filmin televizyon yayını ihtimali hakkında yaptığım değerlendirmede çok haksiz olmadığımı düşündürse de bana, bu filmi izleme şansı olmamış olanlar için fırsatın oluşmuş olması çok güzel.

Not: Bazı kaynaklarda filmin Türkiye'de geniş anlamda sinema dağıtımının yapılmış olduğuna dair bir şeyler okudum. gözümden kaçan bir şeyler olmuş olabilir, bilgisi olan paylaşırsa sevinirim.

Pazar, Nisan 27, 2008

pinhani zaman beklemez dedi nihayet


Az önce pinhani'nin yeni albümü Zaman Beklemez'i ilk kez dinledim. Aslında "ilk kez dinledim" önermesi albüm içindeki şarkılar için ne kadar doğru bilmiyorum ama bir bütün olarak, adı konulmuş vaziyette ilk diyebiliriz. Bu dinleyiş neticesinde vardığım ilk yargı, albümün o bilindik, güzel ve sakin pinhani çizgisinde olduğu yönünde. Zaten biz de pinhani'den kotu bir çalışma beklemiyorduk. Ama yine de 11 Kasim 2007 tarihinde Saklıkent'te gittigimiz pinhani konserinden bu yana gruba ya da (Kavak Yelleri sonrası) dinleyici kitlesine karşı bir burukluğumuz olduğunu düşünürsek "bu albümü bir müddet, ilk albümü koyduğumuz o güzel yere yerleştiremeyeceğiz" gibi gözükmekte. Tabi sürecin ne getireceğini kim bilebilir ki.
Şarkılarla ilgili de bir iki söz söylemek gerekirse, heyecanla beklediğim "Ağlamak"ya kavuşmak güzel bir his diye baslayabilirim. Ayrıca "Ne Güzel Güldün" ve "Sevmekten Usanmam" çokça dinlenesi eserler olarak diğerleri arasından sıyrılıyor dersem küstahlık etmiş olamam umarım.