arama

Pazar, Ocak 06, 2008

ODTÜ Finaller: Güz 2007

Odtü'deki 7. normal dönemimin sonunda, 9. final dönemimin eşiğinde duruyorum. Bir önceki final yazımda, yani 7. final dönemim başında yazdığım yazıda yakaladığım bir iyimser havadan bahsetmiştim. Onun üzerinden bir yaz okulu final dönemi geçti. O dönemde bu iyimserliği koruyamamıştım. (Tabi siz bunu bilmiyorsunuz; çünkü ben yaz okulları final dönemlerinde yazı yazmıyorum.) Ama şimdi benzer bir iyi havada final dönemi eşiğinde duruyorum.Bu durumda olmamın iki temel nedeni var. Birincisi, geçen iyimserlik dönemime de sebep olan ve beni son arasınavlara çalışmaya yönelten arkadaşlarımın bu dönem başından beri bana benzer katkılarda bulundular. İkinci ve daha güncel olan sebep ise, ikinci arasınavlara denk gelen dönemde yaşadığım duygusal ve düşünsel daralma sonrasında, şu anda yaşadığım rahatlık. Bu iki temel sebep beni rahat bir şekilde final dönemine itiyorlar. Tabi bu yazının finaller başlamadan önce yazılmış olmasının da bir iyimserlik etkisi yarattığı göz ardı edilmemeli. İki gün sonra sınavlar başladıktan sonra, özellikle çarşambaya kadar olan dönemde bu kadar iyi olabilecek miyim tartışılır.
Ya da tartışılmaz. İyi olacağım elbet de ama yoğun ve telaşlı olacağım. Bunların ayrımına varmam gerek artık. Değil mi ey okur?
Son olarak, bahar 2006 finallerinin ilk sınavına Doluca Şarapları ile hazırlanan Emre Yılmaz, şimdi de kendini Yeni Rakı'nın eline vermiş şekilde yazıyor bu yazıyı sizlere. Yeni Yıl kutlamalarından çıkamayan genç Emre, halen Türkiye'de yeni yıl eşittir Yeni Rakı demekte:)
Sevgilerle anacığım. Finaller arifesindeki herkese de sınavlarında başarılar dilerim. Siz de bana dileyin.

Salı, Ocak 01, 2008

yeni yılın ilk yazısı: "Yazılar"

Bu yazıyı geçen senenin son ayının başında yazmayı planlıyordum. Sonra bir içerik değişikliğiyle ay sonu programımıza dahil ettik ama yetişemedi sayın okur, özür dileriz. Ama bu gecikme yeni yılı, seyrettiğim bir film ya da dinlediğim bir şarkıdan daha çok bana ait olan, ya da daha doğrusu benden olan bir şeyleri anlatarak açma fırsatı tanıdı. Bunun için de kadere ben teşekkür ederim. Malum yeni yıla nasıl girersek, öyle devam edermişiz:



Hayat yazdığımız yazılar gibi, bir cümlenin ardına, onunla anlam bütünlüğü taşıyan cümleler getirme telaşıdır. Hayatta da aynen yazıdaki gibi, paragrafa başlarken, paragrafın sonuna ne yazacağımızı öngörme hakkımız vardır . Ancak duraksız yazım sırasında, planlamadığınız bir cümle kullandığımızda artık o varma niyetinde olduğunuz cümleyi yazamadığımız gibi hayattı da bazen istediğim yerlere götüremez, istediğimiz eylemleri gerçekleştiremeyiz.
Ama hayatın bir güzelliği de vardır. Hiçbirimizden kusursuz yazarlar olmamızı beklemez. Yaptığımızın işin zorluğunun farkındadır ve bize istediğimiz yerde yeni paragrafa başlayabilme özgürlüğü verir çoğu zaman. Tabi bunun da bazı şartları, gereksinimleri ve tabi ki sonuçları vardır. Bir de bunun dışında, bazen bize istememize rağmen zorla paragrafı yaptırır. Bu, ilk belirttiğim paragraf hakkı kadar güzel bir şey değildir ama onun kadar gerçektir.
Tabi sizin isteğinizle olsun ya da olmasın, zorunluluk yüzünden paragraf yamak çok mutlu edici bir şey değildir. İnsan çoğu zaman, bunu durumu kabullenmeyle ilgili sorunlar yaşar. Ben de yaşadım. Şimdi en şiddetli yaşıyorum.
Yine kaybettim!
Tatil bitti!


Aralık ortası ile sonu arasında yaşadığım duygusal ve düşünsel çöküntüden bahsetmiştim daha önce. Bir müddet daha bahsetme ihtimalim olduğu için onun bir dışa vurumunu paylaşma gereği hissettim. Yazı bunun için var.

Cuma, Aralık 28, 2007

diziler

Madem Pushing Daisies'den laf açıldı, aynı şekilde izlediğim diğer dizileri de kısaca sıralayayım da insanlığa bilgi olsun:

Avatar: The Last Airbender
Son hava bükücüsü ve aynı zamanda Avatar olan Aang ve arkadaşlarının, dünyayı işgal etmeye çalışan Ateş İmparatorluğu ve onun lideri olan Ateş Lordu Ozai'a karşı olan mücadelesi anlatılıyor. Bu mücadele dahilinde sadece hava bükme bilgisine sahip olan Aang'in diğer disiplinlerde de eğitim alıp, tam olarak uyanmış bir Avatar olama çabası da sergileniyor. Çokça çocuksu ögeler içeren bir senaryoya sahip olmasına rağmen insanı her daim tebessüm etmeye itebilen ve basit bakış açılarından da olsa hayata dair güzel yaklaşımlar getiren bu dizinin daimi bir izleyicisiyim.
Şu anda yazmakta olduğum diziler arasında sezon arası/sonu tatilinde olmayan tek dizi olan Avatar, 10 bölüm sonra maalesef bitecek. Toplamda 3 sezon olacak sizinin 61 bölümü olmuş olacak. Şu anda 51. bölümde.



Lost
Hakkında fazla bir şey söylenmesine gerek olduğunu sanmadığım güzide dizimiz. Adaya düzen insanların hikayesi. Türkiye'de dahi çok bilinen ve dahi çok sevilen bu dizinin takipçilerinden biri de benim.
3 sezonu tamamlanmış olan dizinin 4. sezonunu heyecanla bekliyoruz ancak 16şar bölüm olası tasarlanan bu son 3 sezonun ilki olacak olan 4. sezonun senarist grevi yüzünden 8 bölümde kalma ihtimali var. Ama ne olursa olsun 31 Ocak'ta 4. sezon başlıyor, 8 ya da 16 bölüm, izleyeceğiz.





How I Met Your Mother

Çok tanınan ve çok sevilen başka bir dizimiz de How I Met Your Mother ya da kısa adıyla HIMYM. Gelecekteki Ted'in çocuklarına anneleriyle nasıl tanıştıklarını anlatma hikayesi 3. sezonunda. Hoş grev yüzünden 3. sezon yarım bir şekilde bitti. Düşük izlenme oranları yüzünden dizi bitme tehlikesiyle karşı karşıya. 4. sezonlarında kısa bir seri ve güzel bir final bekliyoruz artık. Zaten hikaye yeterince uzadı galiba.






Pushing Daisies
Geçen yazımda ne kadar güzel olduğunu anlattığım dizimiz. Genç pastacımızın bir özel yeteneği etrafında dönen bir hikayeye sahip. Pastacımız, dokundu ölüleri hayata geri getiriyor. Hayata getirdiği bir ölüye tekrar dokunursa da onu sonsuza kadar öldürüyor. Tabi insanları hayata getirmenin bir bedeli de var. Eğer hayata getirdiği bir insanı bir dakikadan uzun bir süre hayatta tutarsa, hayata getirdiği bu ölünün hayatına karşı rastgele bir kişinin hayatı sona eriyor.
Pastacının bu yeteneğini keşfetmesi, kullanmamaya karar vermesi ve sonra kullanmaya başlamasıyla olaylar gelişiyor. İzleyin anneciğim.



Mad Men
Mad Men, bu diziler arasında en az izlediğim ve yayınlanan bütün bölümlerini izlemediğim tek dizi. İlk 3-4 bölümünü izledim ama devam edeceğim gibi duruyor.
70lerde reklam dünyası ve reklamcıların hayatının yansıtıldığı başarılı bir drama. Etkileyici performanslar var, izledikçe daha çok paylaşırım.






Bu dizilerin yanında bu sene televizyon izleme olanağım olsaydı bu sezon başlayan bir kaç yerli diziyi takip etmek istiyordum. Bunlar Bıçak Sırtı, Elveda Rumeli, Parmaklıklar Ardında ve yeni başlayan Halide Edip'in Sinekli Bakkal'ı. Özellikle ilk birkaç bölümünü izlediğim Bıçak Sırtı Türk dizi dünyasına yeni bir soluk getireceğe benziyordu. İnşallah yazın tekrarlarını seyredebiliriz.

Salı, Aralık 25, 2007

Pushing Daisies hakkında...

Yıl bitmeden bir iki yazı yazayım da Aralık kotasını doldurayım. Hem bu şekilde aralık başlarından beri geçirdiğim çalkantılı döneme bir virgül koyduğumu da eşe dosta, varsa okura duyururum.
Bu, yılın son ayında geçen yıldan, yaşanmışlardan, mutluluklar ve üzüntülerden bahseden kişilerden olabilmek isterdim herhalde ama bu seneyi de bu tür insanlardan olamamış şekilde bitireceğiz. Ne yapalım, sağlık olsun. Ama yine de bu aya ayrı bir değer verdiğimizi göstermek adına geçen sene yaptığımız gibi Aralık ayındaki Emre ile ilgili bir şeyler söyleyelim. Geçen seneki unutkanlık hissini/bilgisini bu Aralık'a da taşıyan genç Emre, en azından bu Aralık, mutlu olmak adına güzel bir keşif yaptı: Pushing Daisies!

Aslında buna tam olarak keşif denemez. Daha çok 22dakika.org'da çıkan bir kaç yazının uyandırdığı merakı yeni sabit diskimin verdiği rahatlıkla bastırma çabası içine girmem olarak nitelendirilebilir. Ama adı en olursa olsun Amerikan abc kanalında yayınlan bu "sıcacık" dizinin bütün bölümlerini internetten temin edip, izledim. Bu noktada şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Pushing Daisies, hayatım boyunca seyrettiğim en iyi yapımlardan biri. Bu saptamaya varmamda, benimle birlikte diziyi takip etmeye başlayan ve zevkine çokça saygı duyduğum bir arkadaşımın övgülerinin de etkili olduğunu söylemeden edemeyeceğim.

Dizinin başarısı dizi ve sinema dünyasında da kabuk görmüş olacak ki, bu mütevazi dizi 3 dalda, Altın Küre adaylığıyla onurlandırılmış. Yalnız diziyle ilgili bir sorun var ki; 9 . bölümünde bulunan dizimiz Amerika'daki senarist grevinden etkilenmiş durumda. Hali hazırda yeni bölüm senaryosu bulunmayan dizinin akıbeti merak uyandırıyor. Hele son bölümde kalan notkada bu merak biraz daha da yükseliyor.

Salı, Kasım 20, 2007

gülümse :P

ben de burdayım :)
kolunda EtOH yazan adam

yer: odtü kimya mühendisliği z120 dersliği
zaman: 20.11.2007/23:23
durum: sonuna kadar tasarım

sinirler gergin, herkes gülüyor :)