arama

Cuma, Ağustos 18, 2006

Yaz Yazıları 1: Haber Makinası

yazılış tarihi: 04.08.2006

Ben normal koşullar altında televizyon ile yakın alaka içinda yaşayan bir insanımdır. Küçüklüğümden beri hayatla ilgili en önemli etkinliklerimden biri televizyon seyretmek olmuştur. Devlet televiztonları TV1, TV2 ve TV3 (GAP Televizyonu)'de Susam Sokağı, yabancı diziler (ve "Bizimkiler") ve eğlence programlarını izleyerek başladığımız televizyon, özel kanallarla birlikte daha da renklenmişti ve televizyon izlemek bizim için vazgeçilmez bir etkinlik olmuştu. (Transformers, Tiny Toons, Animaniacs, Parlaiment Pazar Gecesi Sineması, Evli ve Çocuklu, ATV Ana Haber, Aileler Yarışıyor, Süper Baba, en nihayetinde İkinci Bahar ve şu anda hatrıma gelmeyen bir kaç yapım daha, özel televizyonların hayatıma kattığı güzel anılar olarak hep fikrimde yaşayacaklar.) Ancak sırası ile yatılı lise hayatı, üniversite yurdu ve televizyonsuz öğrenci evi beni son 5 yıldır televizyondan bir nebze olsun uzaklaştı. Şimdi yeni öğreci evimizde kocaman bir televizyonumuz da var ve ben bu sihirli alet ile yeniden televizyonu keşvetmeye başladım.
Tabi az önce belirttiğim televizyonla geçmiş zamandaki yakın alakam yaşımın, geleneksele yakın Türk Ailesi içindeki duruşuna bağlı olarak ancak gün içi ile sınırlı olmuştur. Liseye gelene kadar sadece bir kaç kere gece yarısına veya daha sonrasına kadar televizyon izlememe izin verilmişti. Bu sebep başı çekmesi ve sunucusunun saygısız kabul edilen tavırlarının toplumun geneli (büyüklerimiz) tarafından tasvif edilmemesi (onaylanmaması) ardıl sebebi tarafından desteklenmesi suretiyle önce Gece Kuşu ve daha sonra Televizyon Çocuğu programlarıyla akranlarım arasında büyük beğeni toplayan Okan Bayülgen'in programlarıyla televizyonla alakalı olduğumu iddia ettiğim dönemde tanışamamıştım. Hatta zaman ilerleyip onun açtığı yoldan ilerleyen Beyazıt Öztürk'ün de hemen hemen aynı saat aralığında yayınlanan programı X (X= , Rifle, Banvit, ...) Beyaz Show da çok meşhur olmuş olsa da ben o programla da tanışmamıştım. (Hatta hâlen o programı izlemişliğim yoktur.) Ancak ilerleyen zamanla birlikte Okan Bayülgen gerek oyunculuğu (Ağır Roman), gerekse başka kanallardan takip ettiğim eylemleriyle taktirimi kazanmıştı. İlk yayına başladıktan yıllar sonra programını seyretme olanağı bulduğumda önce stüdyoda bulunan ve telefonla bağlanan konuklarına hitabını ve tepkilerini yadırgayacak da olsam daha sonra bunu doğal karşılamaya başlayacaktım.
Gel gelelim bu birbiriyle alaklı gibi görünse de bütünlük taşımamasına özen gösterdiğim iki paragrafımın ortak noktasına: Haber Makinası.
Okan Bayülgen'in şu anda sürdürdüğü kişisel eğlence programından (ve ortak yapım şirketlerinden) ödünç aldığı Makina adını programın ilgi alanı olan Haber konusuyla birleştirilmesinden oluşan ismi dikkat çeken, Okan Bayülgen, Saba Tümer ve Hakkı Devrim'den oluşan kadrosuyla saygı uyandıran yapım benim şu aralar yeniden keşvettiğim televizyonda izlemekten en çok zevk aldığım program. Programlarını geç keşvetme olanağı bulduğum Okan Bayülgen'in ustalıkla yönettiği ve işlerini iyi yapan insanların katkıları ile yükselen; haber gibi, ülkemizde basın (gazete) döneminde çok iyi yapılmış olup şimdi medya (televizyon) döneminde kan kaybetmekte olan, zaruri bir başlığı inceleyen yapım ilk izlediğimden bu yana kendini seyrettirmek için her seferinde yeni nedenler de sunuyor önüme. Özellikle her program için itina ile seçilmiş konukları bu nedenlerin en önemlilerinden bir kaçını oluşturuyorlar. Tabi benim programı izlememdeki asıl amacım, kolaylıkla tahmin edebileceğiniz üzere, "Ömrünüze Bereket" bölümünden dilimizin kullanımıyla ilgili kesin ve doğru bilgiler elde etmektir.
Sonuç olarak bana bu sıcak yaz günlerinde, bu sayfda için uzun sayılabilecek bu yazıyı yazdıran programın seyre değer olduğuna emin olabilirsiniz.
Adana'dan sevgiler anacım:)

Hiç yorum yok: