arama

saptama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saptama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Nisan 15, 2009

RMS Titanic 97 yıl önce bugün batmış

Geçen sene bugün için yazdığım yazımı yayınlıyorum:

Dün her şey tekmetokat.org'da Rock'n Coke 2008'in iptal edildiğini okumamla başladı. Çok sevindiğim bu haberi hemen teyit ettirdim.Doğruymuş bu sene yapılmayacakmış Rock'n Coke. 2009 daha iyisi yapmak istiyorlarmış, umarım yaparlar.

Yarin ODTÜ Açık Ders Malzemeleri yayın hayatına başlıyormuş ve daha önemlisi Avatar'in yeni bölümleri geliyor.

Ama bunların yanında, bana bu yazıyı yazdıran bir şey oldu bugün. Gürkan, Emir ve ben Kulis'e gittik. Biraz rakı içtik. İçtikçe açıldık. Açıldıkta konuştuk. Konuştukça birbirimize çok önceleri söylemiş olmamız gereken sözlerin duyulma sıklığı arttı. Sonunda birbirlerinin hayatına bu kadar yakından dokunmuş bireylerin, diğeriyle paylaşmadığı, paylaşamadığı ne kadar önemli şeyler olabileceğini gördük. Sebebi ne olursa olsun (benim için söyleme gereksinimi duymamaktı) bunun olabileceğini ve hatta bundan sonrasının da olabileceğini görmek ilginçti.
Peki bundan sonrası daha mi iyi olacak bilmiyorum. Bildiğim gece fiziksel olarak özellikle Emir için yıkıcı bir şekilde tamamlansa da geç de olsa söylenilmesi gerekenler söylendiği için herkes artık daha rahat.

1 yıl sonrasından not: Özellikle Beer Stop perşembeleri göz önüne alındığında her şey çok daha iyi görünüyor. Ama kesin sonucu söylemek için hala erken olabilir.

Perşembe, Kasım 27, 2008

Ulusal yaratıcılık

Kuralsızlığın kaynağı olarak gördüğüm yaratıcılığı, bu ülkenin en önemli umudu olarak gördüğümü çok uzun suredir, bulduğum her fırsatta dile getirmişimdir. Hala da ayni görüşteyim; ancak gecen zamanla ve bu zaman içinde benim daha kalabalık yerlere gitmemle, kuralsızlığa karşı sabrım azaldı. Artık bu yaratıcılığı daha olumlu işlere yönlendirmenin zamanı gelmiş olmalı. Yoksa bu potansiyel, orta vadede olumsuz bir hal almaya baslayacak kanımca.

Pazar, Ekim 12, 2008

Tesadüf

Ben tesadüflere kayıtsız kalamıyorum. Örneğin, az önce Hasan pinhani'nin Zaman Beklemez albümünden Sevmekten Usanmam adlı şarkıyı çaldı. Şarkıyı bir süredir dinlememiştim. "Güzel şarkı" diye hatırladım ve tebessüm ettim. Hemen o anda bir arkadaşımın internet üzerindeki sosyal platformlardan birinde, "hakkında" başlığı altına bu şarkının sözlerini yazmış olduğunu gördüm. Çok önemsemedim. Bundan yaklaşık yarim saat sonra başka bir arkadaşımın ayni sosyal platformda, durum mesajına yine bu şarkını sözlerini yazmış olduğunu gördüm ve daha fazla kayıtsız kalamayarak şarkıyı bir kez de ben dinledim. Sonra da arkasına, ayni albümden Ne Güzel Güldün adlı şarkıyı çaldım. Bu yazıyı sonlanırken hala bu şarkı çalmaktaydı ve ben uyuyana kadar çalacak şarkı listemi belirlemiş olmanın rahatlığıyla yatağıma uzanmak üzereydim.

Salı, Eylül 23, 2008

unutmak, hatırlamak, güzellik: Kargo

Beni tanıyan sevgili okurumuz, benim hatıralarda yasayan 22 yaşında bir genç olduğumu pek tabi bilir. Hatta bu bilgisi ile -olan veya olmayan- tıbbi bilgisini harmanlayıp, taşıdığım iddia edilen bazı ruhsal bozuklukları bile sıralayabilir. Ama yine bilir ki sevgili okurumuz, ben bu durumumdan, oldukça memnunum(dur).

Kargo diye bir rock müzik grubu vardır. Herkes bilir, herkes sever. Tabi herkesin sevmesi durumunun sağlanması için grubun farklı dönemlerde yaptığı müzikler arasında ciddi farklılıklar bulunur. Öyle ki benim de içinde bulunduğum seçici bir topluluğun üyeleri, bu grupla ilgili olumlu düşüncelerini paylaşacakları zaman, grubun adinin ardından hemen "MŞŞ'nin ayrılmasından önce" veya "MŞŞli" ibarelerini koymayı bir görev bilirler. Bu ibarelerdeki MŞŞ, Mehmet Şenol Şişli anlamına gelmektedir ama her ne kadar bu bilgiyi vermeyi bir görev bilmiş olsam da bu yazı ne onunla ne de (ibarelerden anlaşılacağı üzere) gruptan ayrılışıyla ilgilidir. Bu yazı esasen, benim Kargo dinleme alışkanlığımın yeni basamağını duyurmak için yazılmıştır.

Bu sefer, bütün sevgili okurlar için konuşamayacağım ama yine bilen bilir bendeniz naçizane bir Kargo dinleyicisiyimdir. Tabi buradaki küçümseme benim genel olarak müzik dinleme alışkanlığıma yapılmış olup, Kargo'nun bunun içindeki oranıyla hiçbir alakası bulunmamaktadır. Çünkü birkaç kaset ve radyodan öteye geçip, kendi isteklerime göre, yoğun olarak müzik dinlediğim ilk donem olan lise yıllarımda Kargo en çok dinlediğim şeylerden biriydi. Öyle ki o zamanlar dağılmış bir grup olan Kargo'nun yeniden birleştiğini ve yeni bir albüm hazırlığı içine girdiğini öğrenince çok sevindiğimiz ve heyecanla beklemeye başladığımızı hatırlıyorum. Sonra albüm (Ateş ve Su) çıkar çıkmaz da temin etmiştik.
Liseden sonra fazla dinlemedim Kargo'yu. Bunda Kargo'nun bizim girdiğimiz ÖSS öncesi dönemde çıkardığı ve değişimini ortaya koyan -heyecanla beklediğimizi az önce belirttiğim- Ateş ve Su albümünün ne kadar payı vardır bilmem ama dediğim gibi yarısından fazlası last.fm'li döneme giren üniversite yaşantım boyunca pek dinlemedim Kargo'yu. Burada last.fm vurgusu yapmam bu durumun genel dinleme grafiklerimden de rahatça gözlemlenebilecek olmasındandır.
Gel gelelim yıllar sonra bilgisayarımda, klasörler arasında gezerken Kargo albümlerimi düzenlemeye karar verdim. Düzenlerken "şu parça güzeldi", "bunu dinlesem iyi olur" diye diye bir müddet Kargo dinledim. Sonra tadı alınca kaçınılmaz bir şekilde Yalnızlık Mevsimi albümünü dinlemeye başladım. Bu yazı yazılana kadar kaçıncı tekrarı yaptım bilmiyorum ama bu aralar -adi gecen albüm basta olmak üzere- kontrolsüzce Kargo dinliyorum. Bundan da son derece mutluyum; çünkü unutulmaya tutmuş, eski bir dosta kavuşmak ve hatıraları yad etmek benim (girişte anlatılan) gibi bir adam için gayet mutluluk verici.
Yazımı bitirmeden önce bu albüm hakkında da bir iki söz söylemek istedim ama bunun yerine daha iyi bir bloggerin albüm ve çıkış parçalarından biri hakkında yazdığı iki yazıya bağlantı vererek hem size de daha okunası bir şeyler hem de beğenimi ve belirttiğim birkaç fikrin tek olmadığına dair kanıt sunmuş olurum:
Yalnızlık Mevsimi
Nostalji: Kargo - Kalamış Parkı

Not: Bunun dışında müzik dinleme açısından çok hareketli bir hafta geçirdim. Bu hareketlilik içinden iki başlığı daha sizinle paylaşmaya karar verdim. Bu şekilde haftasonuna kadar bir müzik yazıları üçlemesine kavuşmuş olacağız.

yazım tarihi: 09.09.2008

Cuma, Şubat 22, 2008

Etkileşimli habercilik

Etkileşimli ortamlar o kadar yaygınlaştılar ki hayatımızda her geçen gün bambaşka yansımalarını gözlemleyebiliyoruz. Bunlardan biri de haber kaynaklarının son zamanlarda gündeme aldıkları ilginç bir uygulama. Bu uygulamaya ilk kez geçenlerde Londra'da bir alışveriş bölgesinde çıkan yangınla ilgili CNN haberini izlerken rastladım. Haber, son gelişme olarak sunulurken, haber başlığının altında büyükçe puntolarla olayla ilgili görüntüsü olanların bu görüntülerini belirtilen bir e-posta adresine gönderebilecekleri belirtiliyordu. Bunun bir örneğini de bugün TSK'nin başlattığı sınır ötesi operasyonla ilgili BBC'nin internet sitesini kurcalarken gördüm:

"Are you in the Turkey-Iraq border area? You can send us your experiences using the form below:

You can send your pictures to yourpics@bbc.co.uk, text them to +44 7725 100 100 or you have a large file you can click here to upload."

Youtube sitesinin başarısından feyzalınarak uygulandığını tahmin ettiğim bu uygulama da "haberin içindeki kişiler" haber kaynağı olarak kullanılıyorlar. Haber değeri taşıyan olayın yaşandığı yerdeki bireylerin, olay hakkındaki görüşlerini ve/veya olayla ilgili çektikleri görüntüleri haber kanallarıyla paylaşmasına dayanan bu sistem uzun zamandır kullanılıyor olsa da son günlerdeki bu canlı çağrılar ve reklamlarla ilk kez bu kadar gündeme geldi ve habercinin haber yerine gitmesine gerek kalmadan bu bilgileri taşıyabilen teknolojiler sayesinde, haylice hızlandı.

Çarşamba, Eylül 26, 2007

1s1s1s1s1

Bugün okuldan dönerken fark ettim ki lastik tekerlekli taşıt yolu kaplamasında yaylamamalı (bu benim için) ve sollamanın tersi anlamanında sağlama yapmamalı (bu da araç sürücüleri için).